22 ARALIK 1914 SARIKAMIŞ

ÇEVİRMENİN ÇEVRİLMEYE DÖNÜŞÜ

22 ARALIK 1914 SARIKAMIŞ

 

Devlet olmanın ve devleti sürekli kılmanın gereği olan; gelişen ve değişen dünya koşullarını doğrultusunda ekonomik, sosyal, siyasi, askeri ve benzeri yaşamsal konularda kendini yenilemekten yoksun kalan Osmanlı Devleti, “hasta” duruma düşerek, egemen devletlere bekledikleri fırsatı vermişti.

Ruslar, İstanbul'a kadar gelmiş ve 3 Mart 1878 tarihinde Yeşilköy’de (Ayastefanos’ta) yapılan anlaşmayı izleyen süreçte, Balkan devletlerinin bağımsızlıklarını kazanacaklara güvenlerini artmış, 17 Temmuz 1878’te Berlin Antlaşmasını imzalatılmış, böylece Anadolu’nun Akdeniz’e açılan stratejik kapısı konumundaki Kıbrıs, İngiltere’ye kiralanmıştı.

Bir zamanlar Osmanlı’nın güdümünde yönetilen Bulgaristan, Yunanistan ve Karabağ’a karşı 8 Ekim 1912 tarihinde başlatılan Balkan Savaşları’nın 20’nci gününde Osmanlı Ordusu geri çekilmek durumunda kalmış, Devletin yetişmiş insan unsurunu barındırdığı için önemli kentlerinden birisi olan Selanik 9 Kasım 1912’de Yunanlılar tarafından teslim alınmıştır.

Her türlü eğitim olanaklarına sahip olan Osmanlı tebaası azınlıklar, refah içinde yaşarlarken, cepheden cepheye koşturulan Anadolu insanının büyük çoğunluğu ekonomik güçten yoksun oldukları gibi, okuma-yazmadan habersiz, Hz. Peygamber ölümü yoksa sağ mı olduğunu bilmeyecek kadar cahil bırakılmıştı. Tanrı’nın gölgesi sandıkları halifenin emirlerini yerine getirmeyi kutsal bilmeye koşullandırılmış olan bu insanlar, cepheden cepheye sürüklenerek, kıt gelirleri vergi olarak tahsil olunduğu için yarı ölü durumuna düşürülmüştü.

Çok özet olarak değinilen bu koşullar içinde günümüzden 100 yıl önce başlayan ve henüz (bugün dahi) dünya nimetleri egemen güçler tarafından paylaşılmadığı için, sona ermemiş olan Birinci Dünya Savaşı’nın iki cephesinin tarihimiz yönünden ayrı bir önemi bulunmaktadır.

Bunlardan birisi; Mustafa Kemal’in (Atatürk’e) kendini kanıtlamasına ve O’nun yönettiği güçlere ümit ve güven aşılamakla, Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın kazanılmasının temelini oluşturan Çanakkale Savaşlarıdır.

Diğeri de, 90.000’in üstünde bir sayıya ulaşan, vatan evladının genç yaşta yok olmalarına neden olduğu için, gerek Çanakkale Savaşlarında gerek ise Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızda savaş gücümüzde ciddi eksiklik yaratan Sarıkamış Çevirme Harekâtıdır.

Çanakkale Savaşlarının anlam ve önemine ayrı bir yazıda değinmek üzere aşağıda, Sarıkamış Çevirme Harekâtı’nın 100’üncü yılı nedeniyle kimi bilinenler yinelenecektir.

 

**

Öncelikle şu tarihi gerçekleri anımsamak gerekir:

Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı’na girdiğinde ekonomik, sosyal ve teknolojik yönden rakiplerinden oldukça geri durumdaydı. Bu bağlamda; Osmanlı’nın nüfusu 22 milyon iken, İngiltere’nin 45 milyon, Fransa’nın 40 milyon, Almanya’nın 65 milyon idi. Yıllık çelik üretimi Almanya’da 17 milyon ton, İngiltere’de 7 milyon ton, Rusya’da 4,5 milyon ton iken, Osmanlı Devleti’nde sıfır idi. İngiltere’nin büyük savaş gemisi (Kruvazör)  sayısı 121, Rusya’nın 14, Almanya’nın 57 iken, Osmanlı’nın hiç yoktu.

Almanların desteğinde 11 Kasım 1914’te savaşa katılma kararı alan Osmanlı yönetimin ilk işlerinden birisi, tarih boyunca en önemli silah olan din istismarına başvurmak olmuş, Fetva eşliğinde “Cihd-ı Ekber) (en büyük cihat) ilân olunmuştu.

İşin ilginç yanı, Cihat-ı Ekber ile Müslümanların Almanlara, Avusturyalılara, Macarlara karşı gelenlerin cehennem azabına uğrayacakları belirtilerek, İngilizler ve onların dostlarına karşı ayaklanmaları önerilmişti. İngilizler Müslümanların çoğunlukta olduğu Arap dünyasını kontrolü altına aldığı için, Müslümanlar yönünden üst dini makam olan şeyhülislam imzasını taşıyan bu fetva işi yaramamıştır.

Daha da ilginci; Cihad-ı Ekber, Müslümanların Almanlara yardım etmelerini önermemekte iken, Teşkilat-ı Mahsusa (günümüzün Milli İstihbarat Teşkilatı) görevlileri Osmanlının müttefiki olan Almanların, Osmanlının savaş halinde olduğu Ruslarla gizli görüşme yaparak, İstanbul’un Ruslara bırakılması görüşmelerini yaptıkları tespit etmişlerdi.

*

Sarıkamış, “93 Harbi” olarak bilenen ve 1876-1877’da yapılan Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Rusların eline geçmişti. Kars ve Sarıkamış bölgesindeki Rus güçlerine yönelik olarak, Sarıkamış’taki Rus güçlerinin yok edilmesi, Erzurum’un korunması için deniz yoluyla Trabzon'a getirilen güçlerin Erzurum’a ulaştırılması Çevirme Harekâtı planının temelini oluşturmuştur. Ne var ki, palanın istenildiği gibi sonuçlanması; 2050 metre yüksekliğindeki Sarıkamış’a ulaşmak, bunun için de 2375 metre yüksekliğinde Gaziler Geçidini, eksi 15-20 derece soğuk ve tipi altında yürüyerek geçmeyi gerektirmiştir.

Planın başarı ile sonuçlanmasının güç olduğunun farkında olan, dönemin en etkili komutanı Enver Paşa;  açlık, yorgunluk nedeniyle asker değil doğru nişan almayı, silahını bile elinde tutacak güçten yoksun, ayağı çarıksız, sırtı paltosuz sıfırın altında soğuk koşullarında karlı dağları aşacak olanlara yayınladığı bildiride: ”…Yakın zamanda taarruz ederek Kafkasya’ya gireceğiz. Siz orada her türlü nimete kavuşacaksınız. Alem-i İslam’ın bütün ümidi, sizin son bir himmetinize bakıyor." diyerek cennet müjdesi (!) vermişti.

22 Aralık 1914 günü başlayan Harekâta, 10 uncu Kolorduya bağlı ve her biri 12.000 askerden oluşan 30 ve 31 inci tümen emrindeki çoğu eğitimsiz 24.000 asker katılmıştır. Yokluk ile tifüs salgını düşmandan daha çok can almıştır.

Kimi komutanlar Anadolu evlatlarının canı pahasına Sarıkamış'a ilk giren olma hayaline kapılmış, kimi komutanlar kendi başlarına buyur davranmış, Hafız Hakkı Bey de kaçan Rus birliklerini takip ederek kuşatma hattını lüzumsuz yere genişletmiştir.

“Sarıkamış Çevirme Harekâtı Planı”nı uygulamakla yükümlü kolordulardan 10. Kolorduya komuta eden Hafız Hakkı Paşa’nın, ordu hareket planı dışına çıkarak; kolordunun tümenlerini Rusları takip etmek için Allahüekber dağlarına yönlendirmesiyle, plan başarısız olmuş, binlerce vatan evladı yok olmuştur.

Sarıkamış Savaşı’nda, 600’ü üst rütbeli subay olmak üzere 7200 esir verilmiştir. Ruslara esir düşen asker ve sivil Türkler,özel kamplara götürülmüşler, esir Türk subaylar ise kaçmalarını önlemek amacıyla çoğunlukla Sibirya'da tutulmuşlardır.  Türk-Ermeni düşmanlığının körüklendiği o günlerde Türk esirlerin çoğu Ermeni olan askerlerin kontrolüne verilmiş olduklarını belirttikten sonra, haftalarca aç-susuz ve hastalıktan yok olduklarının nedenini ayrıca açıklama gerekmemektedir. Her ne kadar Azerbaycan halkı Türk esirler için ellerinden geleni yapmışlar ancak onların da çırpınışları genç yaşta vatan evlatlarının yok olmalarını önleyememiştir.

 

SONUÇ

22 Aralık 2014 günü çevirme amaçlı başlatılan ancak çevrilmeye dönüşen harekât sonrasını, kısaca şöyle özetlemek mümkündür:

-Sultan Beşinci Murad'ın torunlarından Behiye Sultan ile evlendiği için hükümdar damadı olmakla, Enver Paşa’nın bacanağı olan Albay olarak savaşa katılan ve daha sonra “Paşa” yapılan, paşalığı bir buçuk ay kadar süren3. Olordu Komutanı Hakkı Hafız’ın, hastalığından öldüğü hatırlanır ise cephedeki er ve erbaşların nasıl bir bit yığını içinde kaldıklarını tahmin etmek güç olmamaktadır.

-Cephe koşulları Anadolu’da bilindiği için 1915 yılında askerlik yaşı gelmiş 46.000 neferin sadece 13.000’i cepheye gelmiş, geri kalan asker olmaktan kaçınmışlardır.

Sarıkamış Çevirme Harekâtı sonrasını günümüze taşıyan kimi cümleler şunlardır: “Sokaklardan geçerken topuğa kadar yükselen çamur içerisinde,  daha gömülmelerine vakit bulunamamış bir cesedin koluna, bacağına basmadan geçmek mümkün olunmuyordu. … Ölü yığınları .. kereste taşır gibi iplerle sıkı sıkı sarılmıştı. Köpekler, yarı gömülü insan eti yiyerek domuz gibi olmuşlar, yamyamlaşmışlardı.”

“Allahuekber Dağları’ndaki Türk müfrezesini esir alamadım. Bizden çok evvel Allah’larına teslim olmuşlardı. (Harekâtı sırasında Rus Kurmay Başkanı Pietroroviç’in söylediklerinden).

Şehit olan bazı askerlerin kaputlarını alarak üst üste giyerek sabahı buldum. Sonra sabah olunca benle birlikte bir kolordudan 10 kişi kaldığımızı anladık.” (10. Kolordu askeri Rizeli İrfanoğlu İsmail’in aktardıklarından). 

Harekâtın başarısızlığını tetikleyen etkenlerden birisi de, komutanlar arasında olması gereken birlikteliğin, kişisel hırsa dönüşmesi ve yabancılara güvenmenin ne denli yanlış olduğumdur.  Örneğin Sarıkamış Askeri Harekâtına katılan 3. Orduya ağlı 9., 10., ve 11. Kol Ordular görev üstelenmişlerdir. 10 Kol Orduyu yöneten Albay Hafız Hakkı Paşa’nın biran önce saldırıya geçme ısrarı gibi 9. Kol Ordu’nun başında bulunan Ahmet İzzet Paşa’nın ve 11. Kol Ordu’nun başında bulunan Galip Paşa’nın talepleri Kurmay Başkan olarak Osmanlı Ordusunu yönlendirene Alman Yarbay Guze tarafından sürekli olarak geri çevrilmiştir.

Savaş Planın kötüye gittiğini fark eden yazdığı vasiyetnamede işine (Naciye Sultan’a) maddi yardım yapılmasını istemiş, bozgundan sonra İstanbul’a gitmek üzere Trabzon’a vardığında eşine gönderdiği telgrafta köpeklerini sıhhatini soran Enver Paşa’nın, hatırlamadığı hastalıktan ve donarak ölen binlerce vatan evladı Sarıkamış şehitlerinin aileleri, Ulusal Kurtuluş Savaşı kazanıldıktan ve savaş yaraları sarıldıktan sonra Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet yönetimince hatırlanarak, şehit aylığına bağlanmışlardır.

Sarıkamış Çevirme Harekâtında şehit sayısının (birisi de bu satırların yazarının büyük babası olan Şarkışla’nın Kaymak Köyüne kayıtlı Kahyaoğlularından Musa oğlu Süleyman olmak üzere) 91.814 olduğu tespit edilmiştir. (Çanakkale’de şehit sayımız; 250 000, Ulusal kurtuluş Savaşı’mızda; 1.002 subay, 36.973 er olmak üzere şehit sayımız: 37. 975 tir.)

Savaşı kazanan Rus komutanı General Yudenic, Rus Kafkasya Ordu komutanı ilan edildi ve 1915 yılın yaz aylarında Anadolu'ya saldırıya geçmişti. Osmanlının Ordularını yöneten Enver Paşa ise Anadolu mücadelesini Mustafa Kemal’e kaptırmamak için hayal peşinde at koştururken öldü. Cenazesi ise yıllar sonra hayalciliği değil, akılcılığı önde tutan, (Sarıkamış Savaşı sürecinde Sofya da askeri ateşe görevinde olan) Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde kazanılan zorlu bir savaştan sonra kurulan Türkiye Cumhuriyeti topraklarına taşındı.

--

 

Yararlanılan kaynak: Teoman Alparslan, Sarıkamış, Kamer Yaycıları, İstanbul, 2013.