Yazdır 

İLERİ DEMOKRASİ SÜNSÜRÜ

 

İLERİ DEMOKRASİ SÜNSÜRÜ

         Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN

         İki binli yıllara girilmesiyle birlikte, siyasal literatürde ileri demokrasi diye bir kavram öne çıkmaya başladı. Özellikle hak ve özgürlükler ile ilgili herhangi bir tartışma ortaya çıktığı zaman, küreselleşme akımı taraftarı olarak görünen liberaline-liberal ya da ılımlı İslamcı veya siyasal İslamcı kesimler, hemen ileri demokrasi kavramına dayanarak, hem savunma yapmaya başlamışlar, hem de bu kavramdan hareket ederek, geçmişten bu yana sürüp gelmekte olan demokrasi kavramını daha da genişletme görünümü altında, demokratik rejimin mümkün olduğu kadar ileri çizgilerde geliştirilmesi doğrultusunda taleplerde bulunmaya başlamışlardır. Yıllar geçtikçe tartışmalar ilerlemiş ve ileri demokrasi isteyenler daha da ileri giderek, ileri demokrasi kavramı adı altında idealize ettikleri yeni bir rejimi insanlığın geleceği için çok değerli bir aşama görünümünde bütün toplumlara zorla benimsetmeye çalışmışlardır. Sanki ileri demokrasiye geçilince her şey güllük gülistanlık olacak ve insanlar cennette, son derece özgür ve mutlu bir yaşama sahip olacaklarmış gibi sahte ve sanal bir imaj yaratılmaya başlanmıştır. Böylesine baş döndürücü senaryoların etkisi altında kolaylıkla kalabilen halk kitleleri, küresel sermayenin güdümü altındaki basın ve medya organları üzerinden dolduruşa getirilerek, bu doğrultuda bir toplumsal potansiyel yaratılmıştır. Küresel medyanın aldatıcı yayınları doğrultusunda başı dönen halk kitleleri ise, her türlü senaryoya açık bir hale getirildiği için, ileri demokrasi kavramı altında aldatmaca siyasetleri daha da geliştirilerek, toplumlar egemen kesimlerin oyunlarına bir kez daha alet edilmişlerdir.

 

 

         Demokrasi varken neden ileri demokrasi diye bir kavramın öne çıkarıldığı merak konusu olmuş ve zamanla, küresel emperyalizmin bütün dünyayı yeni bir sömürge imparatorluğu görünümünde kendine bağlayabilmek üzere, bir yeni demokrasi projesini ajanları aracılığı ile bütün dünya ülkelerin de uygulama alanına getirdiği görülmüştür. Dünya savaşları sonrasında birçok ülkede uygulanmaya başlayan demokrasi rejimlerinin iyi kötü geliştirilmesine çalışılırken, birden ileri demokrasi diye bir kavramın ortaya atılması ve bu doğrultuda her ülkenin kamuoyunda bir kafa karışıklığı yaratılmasının arkasında, gene bir emperyal oyun bulunduğu hakkında birçok kesimde haklı kuşkular gündeme gelmiş, var olan demokratik rejimler geliştirilmeye çalışılırken, bir de ileri demokrasi kavramının yaratmış olduğu kafa karışıklığı giderilmeye çalışılmıştır. Demokrasiler için gelişmiş kavramı daha da iyileştirmek için kullanılırken, ileri kavramına dayalı bir yeni demokrasi anlayışının öne geçmesi ve küreselci kesimler tarafından desteklenmesi, birçok ülkenin kamuoyunda haklı kuşkulara neden olmuştur. Geleneksel demokratik rejimler geliştirilmeye ve toplumsal kalkınma yolları araştırılarak, gelişmiş ülkelerdeki gibi daha üst düzeyde bir demokrasi dünyası yaratılmaya çalışılırken, küreselleşme dönemi ile birlikte ileri demokrasi kavramının öne çıkartılması her açıdan tereddüt yaratıcı, normal yollardan demokratik rejimin gelişmesini önleyici, bu doğrultudaki çabaları da saptırıcı bir çizgide olumsuz etkiler yaratmıştır.

 

         Soğuk savaş yıllarında sol ve sosyalist hareketlerin öne çıkardığı bir kavram olarak ileri, kavramının, bu kez küreselci kesimlerin kullanımına doğru sürüklenmesi, sosyalist devrimin yerini küreselci bir kapitalist devrimin aldığının bir yeni işareti biçiminde, ileri kavramını demokrasinin yeni sıfatı olarak öne çıkartmıştır. Daha önceleri sol ve sosyalist hareketlere bağlı gençlik akımları, ya da kadın örgütlenmeleri kendilerini ileri kavramı doğrultusunda ifade etmeye çalışırken, bu kez kapitalist sistemin temel taşları olan işadamlarının çıkarları doğrultusunda demokratik rejimlerin değiştirilebilmesi için, ileri demokrasi kavramı kullanılmaya başlanmıştır. Batının kapitalist sistemi sosyalist blokun çözülmesini sağladıktan sonra, küresel bir imparatorluk kurmaya kalkıştığı aşamada yeni demokrasi projesi adı altında bir yeni emperyalist girişimi örgütlemeye başlamıştır. Yeni demokrasi kavramı eski demokrasi anlayışının önüne çıkarılarak, değişen koşullarda geliştirilen bir emperyalist hegemonyayı evrensel alanda geçerli kılabilmek için kullanılmaya başlanmıştır. Her ülkenin devlet düzeni ve cumhuriyet rejimleri, yeni demokrasi projesi altında hedefe oturtularak, geleceğe doğru bir tasfiye sürecine doğru yönlendirilirken, aslında devletler ile cumhuriyet rejimlerinin devre dışı bırakılmaya çalışıldığı yeni bir döneme doğru geçiş yapılmaya çalışılmıştır.

 

         Küresel emperyalizm, uluslararası alanda çok etkili olan tekelci şirketler aracılığı ile var olan devlet düzenlerinin yıkılmasına yöneldiği için, çeyrek asırlık bir zaman dilimi çerçevesinde mevcut devlet düzenlerinin her yönü ile tasfiyesini sağlayacak önemli adımlar atılmasına çalışmıştır. Her devletin kendi özel koşullarına uygun olarak geliştirdiği, kendine özgü siyasal sistemi dışarıdan yapılan müdahaleler ile bozulmaya başlayınca yenidünya düzenine doğru bir geçiş başlamıştır. Sovyetler Birliği ve Yugoslavya gibi iki büyük federasyonun dağılmasından sonra, küresel şirketler diğer devletlerin tasfiyesine yönelik programları gündeme getirmişler ve uluslararası örgütler üzerinden bu gibi planları uygulatarak, var olan devlet yapılarının dağıtılmasına öncelik vermişlerdir. Yeni demokrasi projesinin esasları uygulama süreçleri içinde belli olmaya başlayınca, böylesine bir emperyalist projeyi gözlerden uzak tutmak uğruna ileri demokrasi kavramı kullanılmaya başlanmıştır. Bir anlamda ileri demokrasi kavramı, yeni demokrasi kavramının emperyalist bozucu ve yıkıcı yönlerini gizleyebilmek ve demokrasi kavramının büyüsü üzerinden toplumları gene eskisi gibi pasifize etmek üzere devreye sokularak, geçmişten gelen sömürü düzeninin sürdürülebilmesi için ön planda daha sık olarak kullanılmaya başlanmıştır. Yeni demokrasiden ileri demokrasi kavramına doğru geçiş yapılırken, küresel emperyalizmin saldırıları sonucunda ortaya çıkan çöküntülerin gizli tutulmasına çalışılmıştır.

 

         İleri demokrasi kavramının, aslında temel hak ve özgürlüklere bağlı olması ve bunların geliştirilmesi doğrultusunda kullanılması gerekmektedir. İlerlemiş ya da ileri gitmiş bir demokraside hak ve özgürlüklerin en üst düzeyde tanınmış olması, herkesin sınırsız bir biçimde hak ve özgürlüklerini dilediğince kullanabilmesi gerekmektedir. Bir temel hakkın ya da özgürlüğün kullanılması sırasında ortaya çıkan engeller ya da kısıtlamaların, ileri demokrasi aşamasına gelmiş olan bir ülkede hiçbir zaman söz konusu olmaması gerekirken, bu durumun tamamen aksi bir çizgide ortadan kaldırılmaları ciddi bir çelişki olarak dünya gündemine girmiştir. Küresel emperyalizmin etkili olduğu ülkelerde, dış dinamiklerin iş başına getirdiği iktidarlar her gün ve her saat sürekli olarak ileri demokrasi kavramını kullanırlarken, temel hak ve özgürlüklere müdahale, ya da sınırlama gibi tamamen tersi bir olumsuz durum ortaya çıkıyorsa, orada ileri demokrasi değil ama düpedüz geri kalmış bir rejim söz konusudur. Küresel emperyalist merkezlerin ya da güçlerin işbaşına getirdiği siyasal iktidarlar, görevde kalmaya devam edebilmek için, hem kendisini iktidara getiren dış güçlere hem de genel seçimlerde oy alarak iktidarda kalma şansını elde ettiği halk kitlelerine yaranmak durumundadır. Emperyalist dış güçlerin fazlasıyla güçlü olmaları, kendilerini iktidara getirdikleri gibi işbaşından götürecek bir yapıya sahip oldukları için, öncelikler her zaman için dış güçlere verilmiş ve bu doğrultuda ülkedeki devlet düzeninden ödünler verilerek, var olan rejimin çökmesine giden yollar açık tutulmaya çalışılmıştır. Ne var ki, gelecekteki seçimlerde oy verecek olan halk kitleleri olduğu için, topluma sevimli görünebilmek için ileri demokrasi kavramı kullanılarak kitlesel bir aldatma ile işbaşında kalabilmenin manevraları yapılmaktadır.

 

         Bir ülkede ileri demokrasi varsa hiçbir biçimde herhangi bir hak ya da özgürlük üzerinde baskı ya da sınırlama olmaması gerekmektedir. Hem ileri demokrasi diyerek özgürlükleri amaçlayacaksın, hem de temel hak ve özgürlüklere istediğin gibi sınırlama getirerek baskıcı bir düzen oluşturma çelişkisi yaratacaksın. Böylesine bir çelişkili durum, ancak geri zekâlı ya da cahil bir çizgide kalmış olan azgelişmiş ülkelerde söz konusu olabilecektir. Türkiye bir Afrika ülkesi ya da okyanusta ki bir ada olmadığı gibi, merkezi coğrafyada bin yıllık bir devlet geleneğinin mirasçısı bir ülke olarak, böylesine çelişkili uygulamalara muhatap olmamalıdır. Ne var ki, küresel emperyalizmin yerli uzantıları, kendilerine önerilen bütün değişim programlarını küresel sermayenin istediği biçimde uygularken, bunların sonucunda ortaya çıkabilecek tasfiyeleri ve çöküntüleri gözlerden kaçırmak üzere, bir anlamda halk kitlelerini şaşırtmak doğrultusunda ileri demokrasi kavramına sarıldıkları görülmektedir. İleri demokrasi kavramı ile geri gidişleri ya da devlet düzeni bozulmalarını gizlemeye çalışanlar her açıdan komik durumlara, Türkiye gibi gelişmiş ülkelerde düşebilmekte ve kamuoyunda alay konusu haline gelebilmektedirler. Ülkeyi ortaçağ geriliğine doğru sürükleyen siyasal güçlerin, demokrasiyi geriletirken ileri demokrasi kavramına sarılarak tamamen tersi bir doğrultuda şaşırtmaca oynamaları, küresel emperyalizm ile ulus devletlerin karşı karşıya geldikleri aşamada gündeme gelmiştir. Artık inkar edilemeyecek derecede bir gerçeklik olarak herkes tarafından kabul edilen küresel emperyalizmin ulus devlet yıkıcılığı devam ettiği sürece, ileri demokrasiden söz edebilmenin hiçbir biçimde mümkün olmaması gerekmektedir. Küresel emperyalizm, ulus devletler düzenini dağıtırken, bu ülkelerde uygulanmakta olan demokratik rejimleri de geriletmekte, halk kitlelerinin özgürce kendi bağımsız geleceği doğrultusunda arayışlarını sürdürebileceği demokrasiler gerileterek, buna izin verilmek istenmemektedir.

 

         Hiç bir ileri demokratik ülkede halkın haber alma ve düşünme özgürlüğüne kısıtlama getirilemez. Ne var ki, birçok ülkede bu tür girişimler pervasız bir biçimde sürdürülmekte ve ileri uygulamalar dillerden düşürülmezken, çok daha geri düzeyde kalan çeşitli olumsuz girişimler birbiri ardı sıra sahnelenerek, küresel emperyalizme teslim olmuş devletler ve halklar, dünya sahnesine çıkartılmaktadır. Batının büyük zenginleri bütün dünyaya egemen olmak üzere yola çıktıkları için ileri ve demokrasi sözcüklerini hiç dillerinden düşürmemektedirler. Bir anlamda ulus devletlerin çökertilmesi, yıkılması ya da tasfiye edilmesi gibi girişimler birbiri ardı sıra uygulanırken, ileri demokrasi kavramı ile kamuoyu oluşturularak halk kitlelerinin aldatılması sağlanmaktadır. Cahil kitleler bu gibi oyunların etkisi altında kalmasına rağmen, okumuş ve eğitim görmüş toplum kesimleri bu gibi aldatmacalara karşı çıkarak ve halk kitlelerinin büyük çoğunluğunu uyararak yığınlara zarar verilmesini önlemeye çalışmaktadır. Batının önde gelen gelişmiş ülkelerindeki gibi en üst düzeyde bir demokrasi ve cumhuriyet rejimlerine bütün dünya ülkelerinin sahip olma hakkı vardır. Bu durumun bilincine varan ülkelerin yönetimleri, böylesine kutsal bir amaç doğrultusunda mücadelelerini sürdürürken, emperyalizmin yeni demokrasi projeleri doğrultusunda tasfiye edilmemek için, ileri demokrasi kavramının ardındaki gizleme numaralarına karşı uyanık olmak ve gereken önlemleri almak zorundadırlar. Her türlü aldatma ve istismar senaryolarına karşı uyanık olmak zorunda olan demokratik rejimin uygulandığı ülkelerde, hiçbir biçimde ileri demokrasi görünümü altında yeni emperyal plan olan demokrasi projesinin yıkıcı kuralları uygulanamamalıdır, aksi takdirde bütün devletler için dağılma, çöküş ve yıkılma gibi olumsuz durumlar doğal bir sonuç olarak gündeme gelecektir. İleri demokrasi adına toplumları geriye götüren emperyalizmin işbirlikçileri ve taşeronlarına karşı, bir ulusun ya da her devletin karşı çıkarak kendi gelmiş olduğu düzene uygun bir biçimde yeni bir alternatif gelecek araması doğal karşılanmaktadır. İleri demokrasi gibi kutsal bir kavram, emperyal amaçlı kullanımlar karşısında her zaman için devrede olmalı ve ulusal kesimler tarafından gerçeklerin açıklığa kavuşturulabilmesi için desteklenebilmelidir.

 

          İleri demokrasi düzenlerinde kısıtlama, sınırlama ya da çökertme gibi girişimler, hiçbir zaman olmamalıdır. Bu gibi ülkelerde siyasal iktidarlar kesin olarak anayasa ve yasalara uygun bir tarzda öne çıkabilmelidirler. Anayasal sistem içinde, kuvvetler ayrılığı ilkesi kesin bir biçimde uygulanmalı ve devletin içinde yer alan bütün kuvvet merkezleri birbirlerini denetleyebilmelidirler. Devlet düzenlerini şirket düzenlerinden daha üstün kılan özellik devletlerin dayandığı kuvvetler ayrılığı ilkesidir. Bu ilke eğer tam olarak uygulanırsa, devletin en üstün makamlarında yer alan herkes anayasal sistem içinde denetleneceği için, hiçbir biçimde hak ve özgürlükleri kısıtlayan bir duruma rastlanamaz. Ne var ki, bazı geri kalmış ülkelerde emperyal devletlerin sağladığı dış destekler ile işbaşına gelen siyasal iktidarlar konjonktürden yararlanarak bir kaç dönem işbaşında kaldılar mı, hemen devletin bütün kurumlarını ele geçirmeye yönelerek, her türlü denetimin dışına çıkabilme doğrultusunda anayasal kuvvetleri kendi kontrolları altına alabilmektedirler. Üst üste birkaç seçim kazanarak iktidarda bir süreklilik sağlayabilen siyasal partiler, önce meclis çoğunluğunu ele geçirerek yürütme üzerindeki yasama denetimine son vermektedirler. Daha sonraki aşamada da partili kadroları yargı organlarına doldurarak yargı denetimini sağlayacak makamları da siyasal çizgide partizanlaştırmaktadırlar. Partizan idareler, gene kendisi gibi partizan bir yargı yaratarak denetimsiz bir devlet düzeninde her türlü siyasal girişime kalkışabilmektedir. Yürütmenin yasamadan sonra yargıyı da kontrol etmeye başlaması ile birlikte, devletler anayasal yapılanmadan çıkarak parti devletine dönüşebilmekte ve böylesine bir dönüşüm anında da artık hukuk devletinden hiçbir parça geride kalmamaktadır. İleri demokrasilerin olmazsa olmaz koşulu olan hukuk devletini ortadan kaldırarak parti devleti uygulamasına sürüklenen siyasal iktidarların ise, hiçbir biçimde ileri demokrasi iddiasında bulunmamaları gerekmektedir. Bir hukuk devletinin olmazsa olmaz kuralı olarak kuvvetler ayrılığı ilkesinin devre dışı bırakılmasıyla beraber, düşünce, vicdan ve ifade özgürlüklerinin zaman içerisinde ortadan kalktığına tanık olunmaktadır.

 

         Bir devlette her gün bir yazar çalıştığı gazeteden atılıyorsa, her gün bir televizyondan programcıların işlerine son veriliyorsa, devletten ihale alan müteahhitlere basın ve yayın organları devredilerek kazanç sağlamayan bu gibi kuruluşlar aracılığı ile siyasal iktidarların çizgisinde bir kamuoyu oluşturmaları talep ediliyorsa, partizan işadamlarının küresel sermaye ile ortaklıklar oluşturarak medyada hegemonya oluşturmaları sağlanıyorsa, böylesine bir ülkede bırakın ileri demokrasiyi bunun en asgari düzeydeki koşulu olan hukuk devletinin varlığından hiçbir biçimde söz edilemez. Özgür basın ve medya demokrasilerin dördüncü gücü olarak devrede olması gerekirken, iç ve dış egemen çevrelerin baskı ve kontrolü altındaki kuruluşlardan halkın ulusal çıkarları doğrultusunda bir kamu denetimi beklemek mümkün olamamaktadır. Küresel sermaye ve onun yerli uzantıları basın ve medya organlarının denetimini ellerinde tutarak halkın içinden çıkabilecek özgür ve bağımsız yayın organlarına izin vermemektedirler. Böylece halk kitlelerine her gün masal anlatan ya da gerçek koşullara aykırı bir biçimde hayal ülkesi haberleri veren bir yayıncılığı sürdürerek, ülkelerinin geride kalmasına ya da giderek sömürgeleşmesine alet olmaktadırlar. Geri kalmış ülkelerde daha fazla öneme sahip olan basın ve yayın organlarının siyasal iktidarın yandaşı kadrolar tarafından doldurulması, demokrasilerin dördüncü kuvveti olarak kabul edilen basını devre dışı bırakarak, iktidarların kendi çıkarları ya da planlarına göre bir toplum yaratmalarında etkili olmaktadır. Böyle bir duruma ise ileri demokrasi demek mümkün değildir ancak bu gibi durumlara geri demokrasi ya da geri kalmış demokrasi demek söz konusu olmaktadır. İleri demokrasilerde hiçbir biçimde kamuoyu oluşturan kurumlara karşı herhangi bir baskı olmaması gerekirken, karşıt görüşlü yazar ve fikir adamlarının önünün açıkça kesilmesi, ileri kavramı ile halka benimsetilmek istenen rejimin asgari bir demokrasi bile olamadığını ortaya koymaktadır.

 

         Kuvvetler ayrılığını ortadan kaldıran, basın ve medya organlarını yandaş kesimlere teslim eden, ülkenin önde gelen bilim adamları ile yazarlarını ambargo listelerine alarak topluma seslenmelerini önleyen, sadece papağan gibi iç ve dış egemen çevrelerin çıkarları doğrultusunda konuşan ya da yazan yandaş kadrolar ile, kamuoyu oluşturmaya çalışan yönetimlerin işbaşında bulunduğu ülkelerde, asgari düzeyde bile demokrasiden söz edilemeyeceği gibi, bir de ileri demokrasi kavramı ile ortaya çıkarak böylesine olumsuz bir durumun üstünün örtülmek istenmesi hiçbir biçimde benimsenemeyecek bir durumdur. Batının gelişmiş ülkelerinde her türlü görüş ve düşünceye özgürce basın ve yayın organlarında yer verilirken, buralarda ileri demokrasinin en gelişmiş örnekleri halk kitlelerinin yararlanmasına sunulabilmektedir. Avrupa Birliği sürecinde insanları rahatsız edebilen gerçekleri dile getiren görüşlere de yayın hakkı tanınarak, ileri demokrasinin çağdaş örnekleri verilebilmektedir. Geri ülkelerde ise, bol bol ileri demokrasi sözleri edilmesine rağmen, siyasal iktidarların politikalarını eleştiren hiçbir görüşe basın ve yayın organlarında yer verilmemekte ve böylece ileri görünümlü geri demokrasi örnekleri gündeme getirilebilmektedir. İleri geri kavgası her ülkenin kendine özgü koşullarında cereyan edip giderken, küresel imparatorluk peşinde koşan büyük şirketlerin, geri kalmış ülkelerde olduğu gibi gelişmiş ülkelerde de benzeri maceraları göze alabildikleri görülmektedir. Paranın gücü her şeye muktedir olurken, parayı veren düdüğü çalmakta ve bu doğrultuda emperyalizm herkesi satın alarak yayılmaya devam etmektedir.

 

         Kuvvetler ayrılığının kaldırılması ile birlikte dördüncü güç olarak basının da ele geçirilmesiyle birlikte, bir ülkede birbiri ardı sıra yolsuzluklar giderek artacaktır. Yandaş basın ve yayın organları yolsuzları görmezden gelirken, halk kitlelerinin gerçekleri öğrenmesinin önlenmesi operasyonlarına alet olmakta ve böylece ülkedeki demokratik rejimin çöküşünde kullanılmaktadırlar. Siyasal iktidarlar kendi çıkarları doğrultusunda kamuoyu oluştururken, geri demokrasinin örneklerini vermekte, hiçbir biçimde ileri demokrasi söylevleri ya da gösterileri halk kitlelerini kandıramamaktadır. Bu gibi durumlarda yolsuzluklar ve hukuka aykırı girişimler giderek tırmanırken, karşıt görüşlü basın ve yayın organlarının gerçekleri yazmasını ve bu tür yayınları başından itibaren önleyebilmek için, bazen temel hak ve özgürlüklere aykırı bir biçimde yayın yasakları da getirilebilmektedir. Bu gibi olayların arttığı bir aşamada onlarca yayın yasağının getirilmesi de, ileri demokrasi görünümünde tam anlamıyla ileri bir sansürcülük zihniyetinin örneği olarak öne çıkmaktadır. Büyük yolsuzlukların kamuoyuna yansımasını sağlayabilecek yayın faaliyetlerinin baştan yasaklanması ile, kamu vicdanı kanamaya başlamakta ve yapılan haksızlıkların karşılıksız kalması yüzünden toplumdaki adalet düşüncesi derin yaralar alabilmektedir. Anayasa ve yasalara aykırı bir düzeyde getirilen yayın yasakları ülkedeki demokratik rejimleri ortadan kaldırdığı gibi tek parti hegemonyasına ya da diktatörlük rejimlerine gidişin bir göstergesi olarak gündeme gelmektedir. Dünyanın birçok geri kalmış ülkesinde görülen bu gibi olumsuz gelişmeler demokrasileri derinden yaraladığı gibi, ileri demokrasi sözleri ile üstü örtülebilecek durumlar da değildir. Çifte standartlı yaklaşımlar ile ikili tutumlar gerçek anlamda demokrasileri fazlasıyla yaralamaktadır. Devletin ve toplumun nimetlerini hukuka aykırı bir biçimde kullananların, ya da bu durumdan yasalara ters bir çizgide istifade edenlerin yargılanması ile ancak demokrasilerin çöküşü önlenebilmekte ve demokrasinin gerçek anlamda uygulanabilmesi sağlanmaktadır.

 

         Elektronik alanda gerçekleştirilen büyük devrim ile yazılar ve makaleler daha geniş bir alana yayılma ve paylaşılma şansını elde ederken, böylesine metinlerde dile getirilen düşüncelerin izlenmesi ve denetimi daha da kolaylaşmakta ve elektronik devlete geçiş ile birlikte, küresel emperyalizmin simgesi olan Büyük Birader herkesi yatak odasına kadar izlerken, istenmeyen düşüncelerin önünü kesecek girişimlerde birbiri ardı sıra uygulama alanına aktarılabilmektedir. İleri demokrasi adına en gelişmiş teknolojiyi uygulamasını bilen güçlü yönetimler, iktidarlarını daha uzun süreli yürütebilmek için en geri siyasi ya da idari adımları atabilmektedirler. Güç sahipleri ve güç merkezleri, üst düzeydeki konumlarını koruyabilme doğrultusunda en ileri teknolojileri kullanmaktan geri kalmamak üzere ileri demokrasi diye adlandırdıkları girişimleri öne çıkarabilmekte ama her türlü muhalif görüşün önünü keserlerken de çağdaş demokrasilerin gerisinde kalan uygunsuz işlere kalkışabilmektedirler. En geri ülkeden en gelişmiş ülkelere kadar böylesine çelişkili durumlar siyasal hesaplar ya da planlar doğrultusunda öne çıkabilmekte ve yirmi birinci yüzyıl uygarlığı bu yüzden büyük yaralar almaktadır. Bugün gelinen aşamada insanlığın sahip olduğu bilinç düzeyi açısından aslında hiç kimseyi kandırmak mümkün olmadığı için, elektronik ortamdan yararlanan halk kitleleri her şeyi ya da her yeni gelişmeyi anında öğrenebildiği için ne kadar ileri teknoloji kullanılarak sansür uygulanmasına gidilmek istense de, toplumlar bütünüyle kontrol altına alınamamakta ve ileri demokrasi adına baskı ya da dikta rejimlerini uzun süreli olarak yürütebilmek giderek zorlaşmaktadır. Cep telefonu ile bütün dünyaya açılabilen halk kitlelerinin her türlü gelişmiş teknolojik yöntemlere rağmen bütünüyle baskı ve denetim altına alınabilmesi mümkün olamamaktadır. Baskı ve dikta girişimlerine karşı halk kitlelerinin de elektronik ortamlardan yararlanarak karşı koyabildiği ve direnerek karşıt görüşlerin önünü açtığı yeni bir döneme girilmektedir.

 

İleri demokrasi iddiasında bulunan ülkelerde hiçbir şekilde sansür ya da tek yanlı baskı olamaz. Olursa o zaman geri bir demokrasiden söz etmek mümkündür. Sansür olan bir yerde bırakın demokrasiyi asgari düzeyde hak ve özgürlüklerden söz edebilmek mümkün değildir. Küresel emperyalizm teknoloji silahını ekonomi ile birlikte kullanarak dünya halklarının üzerine giderken, halk egemenliğinin geçerli olduğu ulus devletleri karşısında bir engel olmaktan çıkarabilmek için hem devlet düzenlerini hem de ulusal yapılanmaları dağıtarak çökertebilmenin çabası içerisine girmektedir. Böylesine bir siyasal süreç içerisinde de cumhuriyet rejimleri ciddi bir yıkılma riski ile karşı karşıya kalmaktadır. İleri demokrasi peşinde koşanlar, küresel emperyalizmin çizgisinde hareket ettikleri aşamada, geride kalmış bir cumhuriyet rejimi ile birlikte, giderek zayıflamış bir devlet düzeni ile ulusal toplum yapılanmalarının ortaya çıkmasına yol açmaktadırlar. Bu nedenle, ekonomi kadar teknoloji de küresel emperyalizmin eline terk edilmemelidir. Küresel bir emperyalizm peşinde koşan batılı merkezler, bütün dünyaya yayılırken ileri demokrasi görünümü altında yeni emperyal modelleri uygulama alanına aktarabilmeye çalışmaktadırlar. Gerçek anlamda ileri demokrasilerin özgürlük ortamı yaratması gerekirken, siyasal baskı ve sansür ortamlarını gündeme getirmesi tam anlamıyla yeni emperyalizmin bir oyunudur. Batı ülkelerinde olduğu gibi, diğer ülkelerde de böylesine haksız bir oyuna karşı çıkılmaya başlanmıştır.

 

Türkiye Cumhuriyetinin kurucu önderi Atatürk’ün söylediği gibi, basın özgürlüğünden kaynaklanan sorunların çözümü için, gene basın özgürlüğüne başvurulmalı ve kesinlikle basın ve yayın özgürlüğünden hiçbir biçimde ödün verilmemelidir. Bir ülkenin bağımsız geleceği ancak özgür basın ve medya düzeni ile mümkündür. Eğer gerçekten ileri demokrasi varsa, cumhuriyet rejimleri ile birlikte hukuk devletleri de en ileri düzeyde olmalıdır. Çağdaş bir cumhuriyette ya da ileri bir demokraside, hiçbir zaman siyasal baskı ya da sansürün olmaması gerekir. Basın ve medya özgürlüğü ortamında, düşünce, vicdan ve ifade özgürlüğü en üst düzeyde gerçekleştirilecek ve böylece bütün ülkeler çağdaş uygarlık düzeyinde ortak bir yaşam düzenine yönelebilecektir.