Atatürk Milliyetçiliğini Gözardı Etmek CHP’yi Bitirir

ÇETİN YETKİN,

YENİÇAĞ GAZETESİ, 30 MAYIS 2010

Atatürk milliyetçiliğini gözardı etmek CHP’yi bitirir

 

Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığındaki CHP için bir değerlendirme yaparken şu gerçekleri de göz önünde bulundurmak gerekir:

(1) Hangi siyasal partinin iktidar olacağının seçimle belirlendiği bir ülkede, bilindiği gibi, her partinin amacı en çok oyu almaktır. Ne var ki herhangi bir siyasal partinin tüm seçmenlerin oylarını  alması olanaksızdır. Bu, çok açık bir gerçek. 

(2) O nedenle, siyasal partilerin propagandalarını yaparken en çok oy alacaklarını düşündükleri bir hedef seçmen kitlesini belirlemeleri gerekir.

(3) Bu, aynı zamanda, aralarında çelişkiler ya da karşıtlıklar bulunan seçmen gurupları arasında hangilerini hedef alacakları bakımından-en çok oy ölçütü temelinde- bir seçim yapmaları demektir.

 

 

Bu açıdan baktığımızda, CHP’nin yoksul, dar gelirli, ezilen geniş kitlelere yöneldiği görülmektedir. Türkiye’de nüfusun büyük çoğunluğu bu durumda olduğu için bu yönelim CHP’yi iktidara taşıyabilecek bir yaklaşımdır.

Gerçi, Atatürk devrim ve ilkelerine bağlı kesimlerin hiç olmazsa önemli bir bölümünün bu hedef kitle içinde sınıfsal olarak yer almadığı düşünülebilirse de, bu kesimlerin de yoksul halkın durumlarını iyileştirmeyi Altı Ok’tan biri olan halkçılık açısının gereği olarak gördükleri kuşkusuzdur.

Ancak, CHP’nin  “bölücü terör”ü de göz önünde bulundurması gerekiyor.

PKK, Türkiye’nin toprak bütünlüğü ve Türk ulusunun geleceği bakımından ciddî bir tehdittir.

Bölgedeki yoksulluk ve ezilmişlik ortadan kaldırılacak olursa, PKK terörünün de son bulacağını düşünmek büyük bir yanılgıdır. Çünkü:

a. Eğer öyle olsaydı, Türkiye’nin başka yerlerinde de yoksulluk ve ezilmişliğin acısını çeken halkın da PKK’nın yolunu tutması gerekirdi;

b. PKK terörü yalnızca Türkiye’nin kendi iç gerçeklerinden kaynaklanan bir olay değildir, dış güçlerin ülkemiz üzerindeki oyunlarının bir sonucudur.

O halde, CHP’nin Doğu ve Güney Doğu’daki kimi seçmenlerin de oylarını kazanmak amacıyla salt yoksulluğu ve ezilmişliği yenmek amacıyla alacağı önlemler, tek başlarına sorunu çözmekte bir işe yaramayacaktır. 

Ne ki, CHP bu bölgenin seçmenlerinin de oylarını kazanmak uğruna Altı Ok’un milliyetçilik’ini bir yana bırakacak ve hatta buna aykırı söylemlerde bulunacak olursa, deyiş yerindeyse, Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan da olacaktır.

Çünkü:

(1) Kürt kökenli vatandaşlarımızın sayısı toplam nüfusun beşte birinden azdır. Bu, tümü de PKK yandaşı olsa, seçmen olarak azlık demektir. Kaldı ki, Kürt kökenli vatandaşlarımızın tümünün de bölücü terörden yana olduğunu söylemek olanaksızdır.

(2) CHP’ye bugüne değin oy vermiş olan vatandaşlar, milliyetçilik ilkesine sahip çıkan seçmenlerdir. Türk milliyetçiliği karşıtı söylemler, bu seçmen kitlesinin tepkisini çekecek, oy kaybına neden olacaktır.

(3) Unutmamak da gerekir ki, CHP belirtilen türde söylemlerde bulunacak olursa, buna karşı bir önlem olmak üzere PKK terör eylemlerini arttıracak, bu da tepkisel Türk milliyetçiliğin de artmasına neden olacaktır.

Bu çerçevede şunun da altını çizmek gerekiyor: CHP’nin iç Anadolu’da geçen seçimlerde başarısız olmasının en başta gelen nedeni, Atatürk milliyetçiliğine yeterince vurgu yapamamasıdır.

Şu halde, Türk milleti tehdit altında olduğu için ve eğer CHP iktidar olmak istiyorsa, seçmen kitlesinin ezici çoğunluğunu oluşturan Türkler’in ve etnik kökeni ne olursa olsun kendisini Türk olarak gören seçmenlerin oyunu almayı amaç edinmeli ve bunun için de Atatürk’ün anladığı biçimiyle milliyetçilik’i vurgulamalıdır. 

Öte yandan, bugün Türkiye’de doğal olanın dışında tepkisel bir milliyetçilik de hızla gelişmektedir. Tepkisel milliyetçilik doğru kanalize edilmezse olumsuz sonuçlar doğurabilir. CHP’nin tarihsel kökleri ona bu tür milliyetçiliğe de sahip çıkması ve doğru yöne kanalize etmesi görevini de yüklemektedir.

Yanlış anlaşılmamalı: Bu söylediklerim Doğu’da ve Güney Doğu’da yatırım yapılmasın, reformlara girişilmesin, halkın durumunun iyileştirilmesi için önlemler alınmasın demek değildir. Tümüyle tersine, başta toprak reformu olmak üzere her türlü iyileştirmenin ivedilikle yapılması yaşamsal bir zorunluluktur. Üzerinde durduğum konu, bu bölgeden oy almak kaygısıyla Türkleri incitecek söylemlerin ve girişimlerin CHP’yi iktidar olma yolunda hüsrana uğratacağıdır.