Uyuzlar

Kaşgarlı Mahmut’un Lugat’inde yer alan ata sözlerinden biri de şu:

 

“Tilkü öz inge ürse udguz bolur.”

 

Yani, tilki kendi inini hor görürse, aşağılarsa uyuz olur.

 

Bu sözdeki “tilki”, “insan”; “in” de “yurt” için kullanılmış... “Uyuz” sözcüğüne gelince, onu açıklamaya gerek yok; emperyalizmin işbirlikçilerine, Obamacılara, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yerli düşmanlarına, PKK muhiplerine bakın, “uyuz” olanlar, işte onlardır.

 

Üzerinde yaşadığımız topraklar, uğrunda ölmeyi göze aldığımız için “vatan” dır. Bir kitabımda da belirttiğim gibi, vatanı, kişinin anası gibidir. Onun içindir ki, “toprak ana”, “ana vatan” deriz. Onun için  “vatan evladı” sözü vardır.

 

Evlada düşen, anasını mutlu etmek, onu gönendirmek, dahası utandırmamaktadır. Kişinin anası yoksul, cahil olabilir; ama o yine onun anasıdır, onu dünyaya getiren, bağrında besleyen, sarıp sarmalayandır. Ne ki, anasını aşağılayan, hatta onu yabancıların kucağına atmaya kalkışan kişi, olsa olsa, uyuz bir hayvandır. (Böyle birini hayvana benzettiğim için Yaratan beni bağışlasın!)

 

Toprağında yaşadığı, havasını soluduğu vatanını “örseleyen” kişi, uyuzdur. Uyuz hastalığının bazı çeşitleri de bulaşıcıdır. Uyuzu başkalarına bulaştırmamaları için onları toplumdan soyutlamak, bir yere kapatarak tedavi etmek, ıslah etmek, gerekir. Hukukta cezanın başta gelen özelliğinin “ıslah” olduğu boşuna söylenmiş bir söz olmasa gerek.

 

Ne ki, uyuz yayılıyor. Kim, ne zaman önlem alacak? Uyuz, uygun ortam bulduğunda ortaya çıkar ve yayılır. Uyuz yaygınlaşmakta olduğuna göre, sormak gerekmez mi: Kim bu pis ortamı yarattı ya da varlık kazanmasına neden oldu?

 

Ancak, ne kadar yayılırsa yayılsın, bir toplumda uyuzlar her zaman az sayıdadır. Bunun gibi, analarına hainlik eden evlat da öyle. O nedenle de, uyuz, çok tehlikeli bir illet olarak görülmez. Ne var ki, kimi uyuzlar, uyuzluklarını başkalarından gizlemeyi başarırlar. İçlerinden kimileri de, uyuzluklarından hoşnutturlar. Eğer bunlar, bir toplumda etkin yerlerde bulunurlarsa, kamuoyu oluşturacak olanakları ellerine geçirmişlerse, toplumu da uyuzlaştırmak için çaba gösterirler. Ülkemizde olan da, budur.

 

Uyuz, uyuzluktan nasıl hoşlanır demeyin. Hele bir düşünün: Normal bir insan bile bazen nasıl da tatlı tatlı kaşınır, değil mi? Bir de uyuz olduğunun ayırdında değilse, kaşınmak uyuza da zevk verir. Hainlik yapmaktan zevk, vatanının ve tarihinden süzülüp gelen değerlerini aşağılamaktan haz duyanların bu durumlarını başka nasıl açıklayabilirsiniz ki!... Ama bunlar bazen ölümcül yanılgılara düşerler. Başkalarının da uyuz gibi kaşınmaktan hoşlanacaklarını sanırlar. Onlar için de Kaşgarlı şu Türk ata sözüne yer vermiş Lugat’inde:

 

“Ecelüp gelüp sıçan, kedi t.....ı kaşgır.”  Yani, eceli gelen sıçan kedinin orasını kaşırmış...