Vatanımız yangın yeri

Her insanın yaşamında bir değerler hiyerarşisi vardır. Kimi değer verdiği şeyler ötekilerden daha önce gelir, kimi de en üstün değerdir. Öyle ki, bunlardan daha alt sıralarda yer alan biri tehlikeye düştüğünde ya da saldırıya uğradığında üzülür, yerinir, kırılır; ama bir öteki değer verdiği şey aynı durumla karşılaşacak olsa onu korumak için savaşım verir, kimi için de ölümü göze alır. Bu, evrensel bir gerçektir. Gerçi, insanın değer verdiği şeylerin tümü de onun için önemlidir. Ama, dediğim gibi, kimi daha önceliklidir, kimi onsuz olmaz niteliktedir.

 

Gün gelir, kişi bu değerler arasında bir seçim yapmak zorunda kalır. İşte o zaman, bu hiyerarşi tüm çıplaklığıyla kendini duyumsatır.

 

Somut bir örnekleme ile bu söylediklerime biraz daha açıklık getireyim: Evinde bir yangın çıksa, o sırada evin dışında olan baba ölümü göze alarak içeriye bir hamle yapıp evde bulunan anasından, eşinden, çocuklarından birini kucaklayıp dışarı çıkarabilecek olsa, olanak olursa ikinci bir hamle ile de canı gibi sevdiklerinden bir başkasını daha kurtarabilecek olsa, ister istemez önce kimi kurtaracağı konusunda bir seçim yapmak zorundadır. Annesini mi, eşini mi, kızını mı, oğlunu mu...? Söylemeye gerek yok ki, bu durum o adam için dayanılmaz bir acıdır, ama duraksayıp da ne yapacağını düşünmeye kalkışırsa, tüm sevdikleri de ölecektir!... O anda yapılacak seçimde, kuşku yok ki, duygusal bağlılık belirleyici olacaktır.

 

Ne var ki, çoğu zaman duygusal bağlılığın yanı sıra, kimi zaman da ondan daha da fazla olarak akılcı bir seçim yapılır. Bu durumun en belirgin olarak görüldüğü alan da toplumsal ve siyasal alandır.

 

 

 

Örneğin, bana göre, bağımsızlık, vatan topraklarının bölünmezliği, bir Türk olarak yaşayabilmek, gerçek anlamda demokrasi, kişi hak ve özgürlükleri, güvenli bir yaşam v.b. üstün değerlerdir. Ama ben biliyorum ki, bağımsız olmayan bir ülkede demokrasi olmaz, hele ülkem yabancıların buyruğunda ise kişi hak ve özgürlüklerinden söz edilemez... O nedenle, ülkem yangın yerine dönmüşse benim ilk seçimim bağımsızlık olacaktır. Bir ülkede gerçek demokrasi olmadıkça orada kişi hak ve özgürlüklerinin de yaşama geçemeyeceğini bildiğim için de, eğer bağımsızlık sağlanmış ise, sıra demokrasi için savaşım vermeğe gelmiş demektir. Fakat demokrasi diye diye vatan toprakları parçalanıp bölünmeye sürükleniyorsa, önceliğim vatanın bütünlüğüdür. Ya da, demokrasi ve toprak bütünlüğü sağlanmış bile olsa, Türk olmam bana unutturulmak isteniyorsa, o zaman Türklüğümü yeğlerim.

 

Kendisini “Türk” olarak duyumsayan herkesin de böyle davranması gerekir.

 

 

 

Ama kişi kendini “Türk” olarak görmüyorsa, onun değerler sıralaması bambaşka olur. Tıpkı, Kürt kökenlilere, Anayasa’ya açıkça aykırı olarak, yalnız onlara özgü ayrı “demokrasi”  isteyenler gibi...

 

Vatanımız yangın yeri!...